
Basın Açıklamaları
30.07.2026 19:50
2 dk okuma
Paylaş:
Bu Ülkede Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Edilmiyor!
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Gününde yine kadına yönelik artan şiddet ve cinayetlerle karşı karşıyayız. Öncelikle memlekette kadınların yaşadığı dehşetin ve vahşetin nedenini doğru tespit etmek gerekiyor. Bu ülkede şiddetin hiçbir türüyle mücadele edilmediği gibi kadına yönelik olduğunda şiddeti adeta teşvik eden söylemler, cezasızlık ve uygulanan politikalar adeta şiddet faillerinin sırtını sıvazlıyor. Bu tutum kadına yönelik şiddete karşı mücadeleyi boşvermişlik değil, politik bir tercihtir.
Bir düşünsenize, her gün onlarca şekline şahit olduğumuz şiddet, örneğin trafik saldırıları, kiracı-ev sahibi kavgaları, çocuklar arasındaki akran zorbalıkları vb. örnekler yetmezmiş gibi kadına yönelen şiddetin en vahşi biçimleri ile korku toplumu inşa ediliyor. 2024 dahil son 11 yılda basına yansıyan 37 bin 998 olayda, 23 bin 800 kişi ölürken 35 bin 36 kişi yaralanmış. Hayatta kalan 87 milyon yurttaş, hakkını arasa da cezalandırılmayan, cezası indirim alan failleri gördükçe sindirilen, kendini korumak için sosyal özgürlük alanlarından kısıtlayarak yaşayan, pasifize edilmiş birbirinden kopuk kitlelere dönüştürülüyor ve bu dönüşüm politiktir.
Şiddetin cehaletle, düşük eğitim düzeyiyle ilişkili olduğunu zannederek yanılan büyük bir kitle mevcut ve bu konuda istatistiğe hiç girmeden en yakınımızdan, katledilen mesai arkadaşımız Başak Gürkan'dan örnek verelim. Başak Gürkan Millî Savunma Bakanlığı (MSB) Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü’nden yüksek mühendis mesai arkadaşımızdı. Hatta boşanmak üzere olduğu eşi de bilgisayar mühendisiydi. 10 Eylül'de boşanma aşamasında olduğu eşinin babası tarafından, vahşice kızının gözleri önünde katledildi. Yüksek öğrenim görmüş iki insanın medeni bir şekilde aralarındaki sorunu halledebileceği inancını yıkan elbette tek olay değil. Ancak neredeyse normalleştirilen şiddetin, cezasızlık politikalarıyla beslenerek, şiddet meyilli kişilerde, vahşi bir cesarete dönüştüğünü artık görmek zorundayız.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kendi bütçesini oluştururken ucuz işçi sayısı düşecek korkusuyla doğum oranlarını yükseltmeye, kadınların en çok şiddete maruz kaldığı "aile"yi güçlendirmeye çalışırken, “Aile Yüzyılında” katledilen Başak için kadınlar sokağa çıkıyor! Çeşitli kadın örgütleri, mahalleliler ve komşuları yaşanan vahşet için hala ses yükseltmeye devam ediyor. Bizim bizden başka dayanağımız yok bu memlekette!
Politik olarak dayatılan şiddetin sonucu, korkuyla sindirilmiş, hakkını aramaktan bile imtina etmek zorunda bırakılmış, yalnızlaştırılmış bireylere dönüşmemizi istiyorlar.
Yanı başımızda yaşanan şiddetin bizleri sindirmesine izin vermeden, dayanışmayı çoğaltıp birlikte mücadeleyi örerek, bize dayatılarak kabullenmemiz istenen şiddetin ve
cezasızlık politikalarının karşısında durmak zorundayız. Birlikte mücadele ve dayanışma yaşatır.
ASİM-SEN olarak üyemiz olsun olmasın, tüm kadınlara açık çağrımızdır; her ne şekliyle olursa olsun yaşadığınız şiddet karşısında yalnız değilsiniz! Bizleri aramaktan, yardım ve destek istemekten imtina etmeyin, asla yalnız yürümeyin!
ASİM-SEN MYK
Görseller
